ÜST YÖNETİMİN KALİTEYE KATKISI NASIL OLMALIDIR?

Burada "üst yönetim" terimi bir girişimin en üst liderliğini belirtmektedir. Bir holdinge uygulanırsa, üst yönetim başkan (veya yürütme kurulu başkanı) ve başkan yardımcılarıdır. Bağımsız bir gruba veya komplekse uygulanırsa, üst yönetim genel müdür ve ona doğrudan bağlı yöneticilerdir. 

Küçük bir organizasyonda yürütmenin başındaki kişi kalite dahil bütün faaliyetleri şahsen yönetir. Organizasyonların büyüklüğü artıkça yöneltilecek faaliyetlerin miktarı bir kişinin kapasitesini aşar ve delege etmek gerekli hale gelir. 

Kalite ile ilgili konularda bu delegasyon bir muayeneci elemana veya nezaretçiye yapılmıştır. Ancak büyük girişimlerde fonksiyonel departmanlardan oluşan bir organizasyon gereklidir. Bu fonksiyonlara kalite de dahildir. 

Sanayi devrimi gerçekleşmeden önce üretimde ustalık kavramı hakimdi ve bütün ürünler ustalık becerisine dayanıyordu. Sanayi devrimi ile ürünlerin çeşitlerinde ve miktarlarında çok büyük artışlar oldu. Teknolojiler gelişip ürün ve süreçler giderek daha karmaşık hale geldikçe, yürütmeyi planlamadan ayırmak fikri daha ağır bastı ve planlama işleri eğitilmiş uzmanlara bırakılırken, bu planların yerine getirilmesi iş gücüne ve onların nezaretçilerine bırakıldı. 

Planlamanın yürütmeden ayrılması aslında büyük avantajlar sağladı. Şöyle ki: 

- Ustalık anlayışının kullanılmasında bir azalma. 

- Verimlilikte büyük bir artış. 

- Kalite için yönetimin sorumluluğunun birçok organizasyon arasında dağılımı. 

- Kalite yönetim işinin üst yönetimden giderek uzaklaşması. 

Ancak üst yönetimin kalite yönetiminden uzaklaşması kaliteyi olumsuz olarak etkiledi. Bu etkiyi azaltmak için birçok organizasyon yöntemi denendi. Yine de ürün performansının müşteri ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını gösteren çok sayıda örnek ortaya çıktı. 

Bu kalite yetersizliğine rağmen birçok firma karlı durumunu muhafaza edebildi, çünkü rakipleri de aynı sorunlarla karşı karşıya idi. Bu denge iki önemli kuvvet tarafında alt üst edildi. Bunlar toplum üzerinde kalite etkisinin gelişmesi ve özellikle Japonya orijinli yeni bir rakip seviyesinin ortaya çıkışıdır. Bu iki kuvvet birçok firmayı şiddetle etkiledi. Etkilenen firmalar çeşitli yollarla çözüm aradılar. Ancak 1980'li yıllarda bu majör kuvvetler karşı majör tepkilerin gerekli olduğu açık olarak ortaya çıktı. Mevcut yaklaşımlarda ayarlamalar yapmak yeterli olmuyordu. Mevcut yaklaşımın arkasında olan yanlış inanışlara, yani temele inmek gerekiyordu. Bu yanlış inanışlardan bir tanesi kalitenin fonksiyonel yöneticilere (ve onların yardımcılarına) başarılı olarak devredilebileceği kanaatıdır. İkincisi ise kalite yönetiminin bir defa alt kademe hiyerarşisine devredildikten sonra, üst yönetimin kalite konularına bizzat katılmasının gerekli olmadığı inancıdır. Bu fikirler batı sanayi kültürünü temelde etkilemiştir 

Yönetim pratiklerinin çoğu, organizasyon tasarımları, sorumluluk alanları ve hatta kariyerler bu fikirler esas alınarak oluşturulmuştur. Fakat 1980'lerden itibaren birçok sanayi majör kuvvetlerin etkisi altında iken söz konusu fikirlerin artık geçerli olmadığı açık olarak ortaya çıktı. Sonuç olarak şu tepkilere ihtiyaç duyuldu: 

1. Kalitenin yönetimi için daha kapsamlı ve firma çapında bir yaklaşımın gerekli olduğuna. 

2. Üst yönetimin, söz konusu firma çapında yaklaşımın tasarımına ve işletilmesine geniş çapta şahsen ortak olması gerektiğine. 

Kapsamlı yapı 

Kalitenin yönetimi daha kapsamlı bir yaklaşım, planlama, kontrol etme ve geliştirme gibi üç temele dayanır. Bu yaklaşım iç ve dış müşterilere hizmet etmek için tasarlanmıştır. Teknolojik süreçlere olduğu gibi aynı zamanda ticari süreçlere uygulanır ve firmanın mali yönetimi ile çok yakından ilgilidir. 

"Firma çapında kalite yönetimi" konusu ilgili bölümlerde geniş olarak açıklanmıştır. 

Ana Sayfa